iç denetim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iç denetim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ocak 2014 Salı

Aşırı Para Kazanma Hırsı, İç Kontrollerin Yeterli ve Etkin Olmasını Önleyen Kök Sebeptir

Bu hafta içinde iki büyük trafik kazası oldu. Bir tanesi dün sabaha karşı Sivas’ta oldu. Artık Türkiye’de alışık olduğumuz bir başlık bu: “Sivas'ta bir yolcu otobüsünün şarampole devrildiği bildirildi. Kazada 8 kişi öldü, çok sayıda yaralı var” Trafik kazaları haberleri, artık vaka-i adiyeden (sıradan bir olay) oldu. Neredeyse, gazetelerde iki gün trafik kazası haberi olmasa, dünya tersine mi döndü diyeceğiz. Geçen hafta da Kayseri’de büyük bir trafik kazası olmuş ve bu kazada da 21 kişi ölmüş, 29 kişi yaralanmıştı. O haberin başlığı da artık alıştığımız başlıklardan biriydi: “Yolcu otobüsü şarampole yuvarlandı; 21 ölü, 29 yaralı!”
Kayseri’deki kazaya sebep olan otobüsün sürücüsünün basına verdiği demece bir bakalım: “‘ Kar yağışı ve tipi olduğu için süratim fazla yoktu. Ancak, burası Uzunyayla olarak bilinen yüksek bölge olduğu için sanıyorum yolda gizli buzlanma oldu. Bir anda direksiyon hâkimiyeti kayboldu. Otobüsün devrilmesini önleyemedim. Anlık bir kazaydı“. Sürücüye kalırsa, tüm suçlu ve kök sebep gizli buzlanma olarak görülüyor. Ama basındaki haberleri okuduğumuzda, otobüsün lastiklerinin eski ve kaplama lastik olduğunu, yolcuların ise emniyet kemerlerini takmadığını görüyoruz. Tabii ki, gizli buzlanma olma riskinin bilindiği bir yolda sürücünün söylediklerinin aksine otobüsün hızlı gittiğini de okuyoruz.
Vermiş olduğum iç denetim ve iç kontrol eğitimlerinde şirketlerdeki iç kontrollerin yeterliliğini ve etkinliğini anlatırken, ulaşım araçlarının tasarımları ve sürücülerin bu araçlardaki bu tasarımları kullanmalarını ve diğer uygulamalarını sıklıkla bir metafor olarak kullanıyorum. Ulaşım araçlarının bir yerden bir yere gitmesi ve giderken yolcu ve/veya yük taşıması (bir amaca ulaşılması); güvenli olarak gitmeleri gibi konularda bu ulaşım tasarımlarından; ulaşım aracı dışında olan ve ulaşım aracının hedefine güvenle gitmesi için tasarlanmış olan diğer kurallardan; tabii ki bir de araçları kullananların ve seyahat edenlerin bu tasarımları etkin olarak uygulamasından bahsediyorum. Tasarımlar yeterli değilse veya etkin olarak uygulanmıyorsa, aracın hedefine ulaşamama, güven içinde ulaşamama gibi risklerin yüksek olduğunu anlatıyoruz. Organizasyonların da hedeflerine ulaşma konusunda, hedeflerine ulaşma konusunda önlerine çıkacak riskleri bertaraf edecek, en az seviyeye indirecek iç kontrolleri yeterli bir şekilde tasarlamalarını ve bunları etkin bir şekilde uygulamalarını anlatıyoruz. Yapılan denetimlerde de, iç kontrollerin etkin bir şekilde uygulanmamasıyla ilgili ulaşılan bulgularda bunun kök sebebini bulmamız gerektiğini anlatıyoruz.
İç denetim ve iç kontrol dersini burada bırakıp, trafik kazalarındaki bu korkunç tablonun kök sebeplerine inmek istiyorum.
Kazaların sonucunda gördüğümüz tabloda kazaların ve bu kazalardaki ölüm ve yaralanmaların nedenleri olarak karşımıza şunlar çıkıyor.
-          Aşırı hız
-          Şoförün uyuması
-          Hatalı solama
-          Araçlarda aşırı yük veya yolcu olması
-          Güvenli bir yolculuk için uygun olmayan hava şartlarında yolculuk yapılması
-          Benzin ya da mazot yerine 10 numara yağ kullanımı
-          Araçların freninin boşalması (bakım yapılmaması nedeniyle)
-          Araçların lastiklerinin gerekli kalitede olmaması
-          Emniyet kemerlerinin takılmamış olması
-          Alkollü araç kullanılması
Otobüs ve kamyon gibi ticari uzun yol araçlarının getirisini etkileyen faktörler
-          sefer sayısı,
-          az yakıt yakması veya ucuz yakıt yakması
-          bunları kullanan şoförlere az ücret ödenmesi
-          bakım masraflarının düşük olması
-          lastiklerin az maliyet çıkarması olarak sayılabilir.
Otobüs veya kamyon sahipleri, daha fazla sefer yaparak veya daha fazla yük/yolcu taşıyarak daha fazla hasılat yapmak istemektedirler. Daha fazla sefer yapmak için araçlar, aşırı hız yapmakta, hatalı sollama yapmakta veya güvenli bir yolculuk için uygun olmayan hava şartlarında yolculuk yapılmaktadırlar. Bu durum, kazaların meydana gelmesindeki en önemli nedendir. Burada dikkat etmemiz gereken, kazanın sebebinin aşırı hız, hatalı sollama veya uygun olmayan hava şartlarında yolculuk yapılması olması ama kök sebebinin aşırı para kazanma hırsının ulaşım aracının hedefine güvenle gitmesi için tasarlanmış olan kuralların yani iç kontrollerin uygulanmamasına neden olmasıdır.
Daha fazla hasılat için istiap haddinden yani kapasitesinin üstünde yük ve yolcu taşımaktadırlar. Aşırı yük zaman çoğunlukla araçların dengesinin bozulmasına neden olmakta, fazla yolcu taşınması ise yolcuların yolculuk esnasında güvende olacakları yerlerin dışında taşınmasından, ya da yolcu taşımaya müsait olmayan araçlarda yolcu taşınması ile yolcu taşınmasından dolayı yolcuların normal koşullarda bile hasara uğrama olasılıklarının artmasına, büyük kazalarda ise hayatlarını kaybetmelerine neden olmaktadır. Burada da kök sebebin aslında yine aşırı para kazanma hırsı olduğuna ve bu sebeple güvenlik ile ilgili kuralların uygulanmadığına dikkat etmeliyiz.
Otobüs ve kamyon sahipleri, daha fazla para kazanmak için maliyetlerini en aza indirmek istemektedirler. Bunu yaparken, benzin ya da mazot yerine 10 numara yağ kullanımı, araç bakımlarının zamanında yapılmaması veya ucuz ama yetkisiz servislerde yaptırılması, lastiklerin zamanında değiştirmemesi, kış lastiği takılmaması, kaplama lastik kullanılması gibi yollara başvurmaktadırlar. Bu araçların taşıdıkları yolcu veya yükleri güvenle hedefe ulaştırmak üzere tasarlanmış araçların düzgün çalışmamasına neden olmakta, yani iç kontrol tasarımlarının bozulmasına neden olmaktadır. Ayrıca maliyetlerin azalması için uzun yollarda 2 şoför kullanılması gerekirken tek şoförün çok uzun saatler boyunca araç kullanması yoluna başvurulmakta bu da dikkati azalan şoförün kaza yapmasına veya araç kullanırken uyuya kalıp kaza yapmasına sebep olmaktadır. Bu da araçların yük veya yolcularını hedefe güvenle götürmek için yapılan tasarımlarının etkin bir şekilde uygulanmasına engel olmaktadır. Bu iç kontrollerin uygulanmamasının kök sebebi de yine para kazanma hırsıdır.
Bir otobüs veya bir kamyon da yük veya yolcu taşıdığı zaman bir işletmedir. Her işletmede olduğu gibi otobüs ve kamyonların hedeflerine güven içinde ulaşmaları için uygulanması gereken iç kontroller vardır. Bu iç kontrollerin bir kısmı bu araçlar imal edilme aşamasında tasarlanmıştır. Bu tasarımda bazı malzemelerin düzenli bakımı veya değişimi ve bu tasarımı güvenle çalıştıracak uygun enerji kaynağının da sağlanması yine iç kontrollerle belirlenmiştir. Ayrıca bu araçları kullananların uyması gereken trafik kuralları da birer iç kontrol kuralı olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülkemizde son 1 hafta için de gördüğümüz ölümlü 2 büyük otobüs kazasının kök sebebinin daha fazla para kazanma hırsı olduğu açık olarak karşımıza çıkmaktadır.
Aslında daha fazla para kazanma hırsı, bütün işletmeler için iç kontrollerin yeterli tasarlanmaması, yeterli tasarlanan iç kontrollerin değiştirilmesi veya etkin olarak uygulanmamasına neden olmakta bu da işletmeler için büyük kazalara (yolsuzluklar, zararlar, suiistimaller, iflaslar) neden olmaktadır.
Kök sebep olan daha fazla para kazanma hırsını önleyecek olan ülkemizdeki iş etiğinin geliştirilmesi; işletme sahibi, yönetici ve diğer çalışanlarının ahlaklı bir çalışmanın önemini ve faydasını anlamalarını sağlamaktır.

Saygılarımla,
Besim Çalışkan

14 Aralık 2013 Cumartesi

Binanızın Kırık Camları İç Denetçinize Emanet


Terk edilmiş binalara hiç dikkat ettiniz mi? Terk edilmiş binaların ortak özelliği camlarının kırık olması ve içerisinin de zamanla çöple dolmasıdır. Başlangıçta sadece bir ya da iki camı kırık olan terk edilmiş binanın kırık camlarının sayısının zamanla arttığını görürsünüz ve sonunda bir bakarsınız ki, binanın tüm camları, en ulaşılmaz olduğu düşünülen en üstteki camları bile kırılmıştır. Gelip geçenler ellerindeki kağıt mendildir, boş gofret ambalajıdır, boş meşrubat şişesidir falan bu kırık camlardan içeri atmaya başlar ve bu içerdeki çöpler zamanla çoğalır, çoğalır, çoğalır. Artık camları kırık bu bina etraftaki esnaf tarafından da bir çöplük olarak kabul edilmiştir ve etraftaki, pizzacı, market, kasap, ambalaj atıklarını ve çöplerini bu binadan içeri atmaya başlar. Ve artık bir zamanlar belki de nice mutlu aileleri barındıran bu bina bir çöp bina olarak kırık camlarından kokular taşan bir pislik, bakteri yuvası haline gelmiştir.

Peki şimdi de bu hikayedeki binayı bir işletme olarak değiştirelim, kırık camlara da, işletmede bozulan düzen veya uygulanmayan veya yeterli bir şekilde tasarlanmayan iç kontroller olarak bakalım ve hikayeye kurumsal bir hava katalım. Bir işletmede küçük düzensizlikler meydana geldiğinde yani işletmenin hedeflerine ulaşma yolunda karşısına çıkacak riskleri bertaraf edecek, azaltacak iç kontrollerin uygulanmasında zaaflar ortaya çıktığında, eğer bu küçük düzensizliklere, iç kontrollerin uygulanmasında yeni yeni başlayan zaaflara dur demezseniz, hem işletme içindekilere, hem de dışındakilere bu işletmede artık düzenin, iç kontrollerin yönetim tarafından sahiplenilmediği, savunulmadığı imajını vermiş olursunuz. Eğer işletmenin iç kontrollerinin yönetim tarafından sahiplenmediği mesajı verilirse, işletme içinden ve dışından işletmenin diğer bütün iç kontrollerinin, kurallarının uygulanmasında büyük zaaflar meydana gelecek ve işletme artık düzeni tamamen yitirmiş olacaktır.

Bir binanın kırık camlarını bir işletmedeki iç kontrolleri anlatmak için metafor olarak kullanmamızı “Kırık Camlar (Pencereler) Teorisine (Broken Windows Theory)” borçluyuz. Bu teori, “ABD'li suç psikologu Philip Zimbardo'nun 1969 yılında yapmış olduğu bir deneyden esinlenerek elde edilmiş olan [1], kentsel bozukluk üzerine anti-sosyal davranışlar ve diğer suçlardaki vandalizm davranışları/belirtileri ve normları işaret eden kriminolojik bir teoridir. Teori, düzen halindeki kamuya açık kentsel ortamlarda düzenin sürdürülmesi, daha ciddi suçların ve vandalizmin oluşmamasını önlemek amacıyla izlenmesi anlamına gelir. Amaç; düzende bozulan küçük şeylerin tekrar düzenli olacak şekilde değiştirilerek, düzenin sağlanmaya devam edilmesidir.” Sosyal bilimciler James Q. Wilson ve George L. Kelling tarafından aylık olarak yayınlanan Atlantik derginin 1982 yılı Mart ayındaki sayısında [2] yayınlanan Kırık camlar makalesinden bir bölüm teoriyi daha iyi açıklamaktadır; “Birkaç kırık penceresi olan bir bina düşünün. Camlar tamir edilmemişse vandallar birkaç cam daha kırmaya meyillidir. Sonunda bina boş ise tüm camları kırılabilir, gecekonduysa belki de yangın dahi çıkarabilirler. Ya da bir kaldırım düşünün. Burada bazı çöpler birikir. Yakın zamanda bu çöpler daha fazla birikir. Sonunda buradaki restoranlar, hatta paket servis yapan insanlar bile çöpleri araba ile poşetler halinde getirerek buraya atarlar.”  

Wilson ve Kelling'ten önce teori Stanford'lu psikolog Philip Zimbardo tarafından 1969 yılında bir test olarak düzenlenmiştir. Zimbardo plakası bulunmayan iki otomobili Bronx ve Kaliforniya Palo Alto'da bulunan mahallelere bıraktı. Bronx'taki araba, "terk edildikten" birkaç dakika sonra "barbarlar" tarafından saldırıya uğradı. Bir baba, anne ve genç yaştaki oğlundan oluşan aile tarafından öncelikle aracın radyatör ve aküsü çalındı. Bu durum Zibmardo tarafından kaydedildi. Yirmi dört saat içerisinde ise araç artık değerini kaybetmiş ve elden çıkmış bir hale gelmişti. Daha sonra aracın pencereleri parçalandı ve döşemeleri yırtıldı. Bu halde araç bir çocuk oyun alanı gibi kullanılıyordu. Bu süre içerisinde yaklaşık bir haftadan daha uzun süredir Palo Alto'da bulunan araca kimse tarafından dokunulmamıştı. Daha sonra Zimbardo aracın yanına bir balyoz ile giderek kasıtlı bir şekilde araca balyoz ile vurdu ve çökertti. Kısa bir süre sonra bu parçalama işlemine diğer insanlarda katıldılar. Zimbardo her iki durumda da zarar veren barbarların çoğunluğunun, öncelikle düzgün ve saygın görünümlü beyazlar olduğunu kaydetti. Elbette toplumda, Bronx gibi bir mahallede terk edilmiş bir haldeki mülkiyetin daha hızlı sürede parçalanacağı veya çalınacağı inancı yaygındır. Karşılıklı nezaket ve saygı yükümlülüklerinin daha fazla bulunduğu yerlere ise terk edilmiş haldeki bir mülkiyetin -kimsenin umurunda olmayacağı - düşünülür. Ancak benzer olaylar herhangi bir uygar toplumda da oluşabilir. (Kaynak: Wikipedia – Kırık Camlar Teorisi).

Yukarıdaki alıntıdan bir işletmede terk edilmiş (yönetim tarafından sahiplenilmeyen) düzenin (iç kontrollerin) işletmenin etik değerleri en yüksek olduğu düşünülen çalışanları tarafından da yok sayılıp çiğneneceğini anlayabiliriz.

Bu teorinin ışığında bir camı kırılmış (bir iç kontrolün uygulanmasında zaaf oluşmuş, bir etik değeri çiğnenmiş) bir işletmenin yapması gerekenler olarak şunları sayabiliriz:

  • Eğer bu iç kontrolde uğranan zaaf seviyesine göre sorumlu olan çalışanla ilgili bir yaptırım olmalı, çalışanın tekrar bir iç kontrolü uygulama ile ilgili bir zaaf göstermemesi için gerekli, eğitim, motivasyon ve önlemlerin alınması gerekmektedir.
  • Bu iç kontrolün ve bununla bağlantılı diğer iç kontrollerin yeterliliği sorgulanmalı ve bu iç kontrolün hedeflere ulaşmada karşılaşılacak ilgili riskleri önlemek veya küçültmek için yeterli bir şekilde tasarlanıp tasarlanmadığı kurumun o konuyla ilgili çalışanları ile birlikte değerlendirilmelidir. Gerektiği takdirde ilgili iç kontroller yeniden tasarlanmalıdır.
  • Bu iç kontrol ve bağlantılı iç kontrollerin etkin olarak uygulanıp uygulanmadığını tespit etmek amacıyla, gerekli iç denetim testleri yapılmalıdır. Etkin bir şekilde uygulanmadığı tespit edilen iç kontrollerin neden olduğu başka düzensizlikler (kırık camlar) varsa bu iç kontrollerin etkin bir şekilde uygulanması için gerekli düzenlemelerin (eğitim, motivasyon, çalışan değişikliği gibi) yapılması planlanmalıdır.
Bunları yapmadığınız takdirde, diğer iç kontrollerin de önce etkin bir şekilde uygulanmadığı, daha sonra da hiç uygulanmadığı görülecektir. Bunun sonucunda ise işletme, hedeflerine ulaşmaya çabalarken karşısına çıkacak riskleri önlemek veya küçültmekte başarısız olacaktır.

Bir işletmenin iç kontrollerinin yeterli bir şekilde tasarlandığı ve etkin bir şekilde uygulandığı yönünde çalışmalar yaparak işletmenin yönetim kuruluna makul bir güvence verecek, eğer tasarımda veya uygulamada zaaflar varsa bunlarla ilgili tavsiyelerde bulunacak olanlar işletmenin iç denetçileridir. Yani kırılan camları değiştirecek ve tekrar kırılmayacağından emin olmak için yapılacakları iç denetçiler tavsiye edecektir. İç denetçiler bir kurumda ne kadar çok güçlü bir konumda çalışıyorlarsa (bağımsızlıkları ve objektiflik bir şekilde çalışmaları sağlanıyor ve tavsiyeleri dikkate alınıyorsa), iç kontrollerin riskleri önlemesi konusunda zaafa uğranılması olasılığı minimum seviyeye düşürülmüş demektir. Yani camlarınız iç denetçilere emanettir. Hiç cam kırılmayacak diye bir şey yok ama iç denetçiniz kırılan camın değiştirilip bir daha kırılmaması için yapılması gerekenlerin belirlenmesinde en çok güveneceğiniz takım oyuncunuzdur.

Saygılarımla,

Besim Çalışkan







8 Aralık 2013 Pazar

Değer Katmak: Bir Büyük Resim Bakış Açısı


--------------------------------------------------------------------------------------------
Bu yazı IIA CEO ve Başkanı Sayın Richard Chambers'ın Audit&Risk web sitesinin aşağıdaki linkinde yer alan yazısının bir çevirisidir.
http://auditandrisk.org.uk/features/adding-value-a-big-picture-perspective
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------
İster güvence hizmeti verelim, istersek de bir danışman olarak işlev görelim, büyük resim bakış açımız kurumsal girişim ve faaliyetlerin geniş bir alanında anlamlı değişiklikler yapacaktır diye yazıyor IIA Küresel Başkan ve CEO’su Richard Chambers.

 Neredeyse iş dünyasının ufuklarıyla yolu çakışan her eğilim iç denetçilerin beceri ve uzmanlığından yararlanabilir (ve yararlanmalıdır). Bizim işimizin doğasında bizim büyük resmi görmemiz vardır. Bizim benzersiz bakış açımız paha biçilmez olabilir.

Biz sadece kurumlarımızın işyeri kültürü, riskleri, iç kontrol sistemi ve amaç ve hedeflerini derinliğine anlama özelliğini elimizde tutmuyor, aynı zamanda yönetişim, performans ve kurumsal sürdürülebilirlik konusunda önemli bir anlayışa da sahibiz. Ve ister güvence hizmeti sunalım veya ister danışmanlar olarak işlev gösterelim, bizim büyük resim bakış açımız kurumsal girişim ve faaliyetlerin geniş bir alanında anlamlı değişiklikler yapacaktır.

Özellikle belirgin olan bir eğilim entegre raporlamadır (IR-Integrated Reporting). Bu bir kurumun strateji, yönetişim, performans fırsatlarının zamanla değer yaratılmasına nasıl liderlik edeceğinin özlü bir şekilde aktarılması sürecidir; daha sürdürülebilir bir küresel ekonomiyi geliştirecek olan daha bilgili bir karar alma mekanizmasının oluşmasını sağlar. Aynı zamanda kurumların stratejilerini sürdürürken karşı karşıya kalacağı zorlukları ve iş modelleri ve performans üzerinde bunların potansiyel etkilerini tanımlar.

Uluslararası İç Raporlama Konseyi’nde  (IIRC- International Internal Reporting Council) 180,000 üyeli IIA’yi ve mesleğimizi temsil etmek benim için bir ayrıcalıktı. Nisan ayında konsey, entegre raporlama için önemli bir çerçeve çalışmasının ikinci taslağını yayınlamıştı. Entegre Raporlama çerçeve çalışması şunların raporlanması için rehberlik sağlamaktadır; bir kurumun değer yaratma kabiliyetinin desteklenmesine destek sağlayan yönetişim yapılanması; bir kurumun değer yaratma kabiliyetini etkileyen fırsat ve riskler; bir kurumun stratejik yönü ve bunun esnekliği ve kurumun ulaşılan stratejik amaçlarının kapsanması. 

Öyleyse, iç denetimin entegre raporlamadaki rolü nedir? Bir entegre raporda ölçümlerin güvenilirliği sürdürülebilirlik için esastır. Sağladığımız güvence paydaşların kurumların sağladığı bilgilerde daha fazla güven bulmalarına imkan sağlar. Aynı zamanda sadece işletme birimleri arasında ölçümlerin tutarlı bir şekilde iletilmesi değil, aynı zamanda paydaşlarla iletişimin geliştirilmesinde de biz Entegre Raporlama’nın kullanılmasına karar verilmesinde etkili olabiliriz. 

Entegre raporlamaya doğru bir eğilim bize danışman olarak değerimizi gösterme fırsatı verir. Bizim organizasyonun genelinde süreçlerin nasıl uygulamaya konulduğu konusunda bilgimiz var ve potansiyel riskler konusunda anlayışımızı öneri olarak sunabiliriz. Biz entegre raporlamayı kullanmanın faydalarını yöneticilere ve yönetim kuruluna bildirirken, iyileştirme için fırsatlara dikkat çekebilir, yönetim için Entegre Raporlamanın işleme konulması için daha iyi yollar tavsiye edebilir ve Entegre Raporlama sürecinin etkinliği ve verimliliği hakkında güvence verebiliriz. Uluslar arası İç Denetim Mesleki Uygulama Standartarından 2100 nolu Standart yönetişime, risk yönetimine ve kontrol süreçlerine katkıda bulunmamızı gerekli görmektedir ve bizim entegre raporlamanın uygulanmaysa başlanmasına karar verilmesine olan desteğimiz de buna katkı sağlayacaktır. 

Konseyin CEO’Su Paul Druckman geçenlerde blogunda şunları yazmıştı: İç denetim mesleki stratejik bir fonsiyon olmanın ve değer katma ve korumanın yolları konusunda yönetime rehberlik sağlanmasında büyük hamleler yapmıştır. Kendisi bizim standartlarımız ve Entegre Raporlama Çerçeve Çalışmasının aynı hizada olmasıyla ispatlandığı gibi bunu entegre raporlamaya temel bir köprü olarak teşhis etmektedir.

IIA, sürdürülebilirliğin desteklenmesi için farklı şekillerde düşüncelere öncülük etmektedir. Entegre Raporlama ve İç Denetimin Gelişen Rolü konulu çalışma, Audit Executive Center (Denetim İdarecileri Merkezi)’in ücretsiz olarak indirebileceğiniz bir bildirisidir the IIA’s response to the IIRC’s consultation draft ve Entegre Raporlama Çerçeve Çalışmasının son halini Aralık ayında görebileceksiniz.

Çeviren: Besim Çalışkan
Bu yazı IIA CEO ve Başkanı Richard Chambers'ın Audit&Risk web sitesinin aşağıdaki linkteki yazısının bir çevirisidir.
http://auditandrisk.org.uk/features/adding-value-a-big-picture-perspective

14 Mayıs 2012 Pazartesi

ULUSLARARASI İÇ DENETİM FARKINDALIK AYI


ULUSLARARASI İÇ DENETİM FARKINDALIK AYI
PLANLAMA KILAVUZU
Türkiye İç Denetim Enstitüsü















Uluslararası İç Denetim Farkındalık Ayı Nedir?    

İç denetçilik mesleğinin imajını geliştirmek için farkındalık oluşturma faaliyetlerini yıl içinde kesintisiz sürdürmek çok önemlidir. Ancak dünya genelinde iç denetçilik bilinci oluşturma çabalarının yoğunlaştırılacağı ay olarak Mayıs ayı tayin edilmiştir. IIA yerel birimleri ve enstitüleri, Mayıs ayı boyunca mesleği tanıtma çalışmalarına katılmaya davet edilir.

İç Denetçilik Hakkında Bazı İlginç Gerçekler    

ü  13. yüzyılda icat edilen çift-kayıt muhasebe sistemi, ticaretle iştigal edenlere, tedarikçilerle ve müşterilerle yaptıkları işlemleri kontrol etme ve çalışanların iş performansını değerlendirme imkânı sağladı (yani “ilk iç denetim” adımları atılmış oldu”.) 

ü  Tarihsel kayıtlara göre, 15. yüzyıl öncesinde bile iç denetçilerden yararlanılıyordu. Krallar veya tüccarlar tarafından işe alınan bu denetçilere, hırsızlık, dolandırıcılık ve diğer yolsuzlukları tespit etme veya önleme görevi veriliyordu. Ticari usulsüzlükleri tespit etmek ve önlemek amacıyla, görev ayrımı, bağımsız doğrulama ve sorgulama (yani “denetçilik”) gibi denetim tekniklerinin ta o zamanlara dayandığı düşünülmektedir. Dolayısıyla, kontrol değerlendirmesi ve sahtecilik tespit faaliyetleri modern iç denetçilik uygulamalarının “temeli” olarak bilinegelmiştir.

ü  Sanayi ve ticaret geliştikçe, kontrol yöntemleri ve denetim teknikleri de gelişti ve karmaşıklaştı. Bu yöntemler, sanayi devrimi sırasında İngiltere’den Birleşik Devletler’e geçmiştir. İç denetim yoluyla idari kontrol uygulamalarına duyulan ilgi 20. yüzyıla doğru ve o yüzyıl boyunca artmaya devam etti.

ü  1941 yılında, küçük bir faal iç denetçiler grubu tarafından New York, ABD’de İç Denetim Enstitüsü (IIA) kuruldu. Bu grup, farklı iş alanlarında ve endüstri kollarında çalışmalarına rağmen çalışma şekillerinde birçok ortak noktalar olduğunu fark etmişti.

ü  1994 yılında Türkiye’de mesleğin 4 profesyoneli ile başlayan iç denetim meslektaşlarının örgütlenme girişimi, 1995 yılında 47 kurucu üyenin gayretiyle, "İç Denetim Enstitüsü" isminde bir meslek örgütüne dönüştü ve 1998 yılında "Türkiye" ismini kullanma talebi Bakanlar Kurulu tarafından onaylanarak Enstitü'nün ismi “Türkiye İç Denetim Enstitüsü” (TİDE) oldu. Enstitü’nün hedefi Türkiye'de uluslararası standartlarda mesleki gelişim ve paylaşım platformu oluşturmak, meslekleri ile ilgili değişimi ve geleceği yönetmek için meslektaşlarının ulusal ve uluslararası düzeyde mesleki örgütlenmesini sağlamaktır

ü  II. Dünya Savaşı’ndan sonra yönetim bilimlerinin gelişmesiyle birlikte iç denetçilik mesleği de muazzam bir evrime uğradı. İç denetimin dayandığı teorik altyapı, büyük oranda yönetim danışmanlığı ve kamu muhasebesi uygulamalarından beslenmektedir.  A.B.D. Sarbanes-Oxley Kanunu’nun 2002 yılında yürürlüğe girmesiyle birlikte, mesleğin gelişimi daha da hızlanmış ve iç denetçilik daha dikkat çekici, saygın ve itibarlı bir meslek haline gelmiştir.     





IIA’nın İç Denetim Tanımı:
 İç Denetim; bir kurumun faaliyetlerini geliştirmek ve onlara değer katmak amacını güden bağımsız ve objektif bir güvence ve danışmanlık faaliyetidir. İç denetim; kurumun risk yönetim, kontrol ve yönetişim süreçlerinin etkinliğini değerlendirmek ve geliştirmek amacına yönelik sistemli ve disiplinli bir yaklaşım getirerek kurumun amaçlarına ulaşmasına yardımcı olur.”   



Bir bakışta diğer gerçekler:

ü  2010 yılının başında, IIA’nın global üye sayısı 165 ülkede 170.000’i aştı. Toplamda üye sayısı son beş yıl içinde % 72 artmıştır.

ü  2011 yılı sonunda, TİDE’nin üye sayısı 1300’ü aşmıştır.

ü  IIA’nın internet sayfası her yıl 8,5 milyondan fazla tıklanmakta ve her gün 23.000’den fazla ziyaretçi çekmektedir.

ü  Sertifikalı İç Denetçi (CIA) sınavına ve bunun dışında üç uzmanlık sınavına kayıtlar rekor düzeydedir. CIA sayısı son beş yıl içinde hemen hemen ikiye katlanmış ve bilgisayar-bazlı test sistemine geçilmesi, sertifika adaylarına yıl boyunca dünya çapında 500’den fazla noktadan sınava girme imkânı sağlamıştır.

ü  2011 yılı sonu itibariyle Türkiye’de sertifikalı iç denetçi sayısı 585 dir. 2012 yılında lanse edilen CRMA sertifikası sahibi denetçi sayısı ise 19 dur. CRMA sertifikasında  Türkiye, Mayıs ayı itibariyle, dünya 2.si olmuştur.

ü  Robert Half Inc.’nin 2010 Salary Survey araştırmasına göre, ekonomik durgunluğa rağmen ABD’deki iç denetçiler hâlâ ücret zammı alabilmektedir. Bu araştırmada, büyük ölçekli ABD şirketlerindeki (yıllık satış hasılatı $ 250 milyonun üzerindeki şirketler) iç denetim müdürleri yıllık kazançları ortalama $ 100,375 seviyesindedir.

ü  2014 yılı içinde muhasebeci ve denetçi istihdamının tüm mesleklerin ortalamasından daha büyük bir hızda artacağı (% 18 ilâ 20’lik bir artış) beklenmektedir (ABD Çalışma Bakanlığı İş İstatistikleri Bürosu Perspektifler Kitapçığı).

ü  IIA’nın Uluslararası İç Denetim Mesleki Uygulama Standartları (Standartlar) 29 dile çevrilmiştir ve dünya çapında çeşitli gruplar tarafından benimsenmiştir.

ü  IIA Araştırma Vakfı’nın Ortak Bilgi Havuzu 2006 (CBOK)-Çalışması, iç denetçilerin büyük bir çoğunluğunun en azından kısmen Uluslararası İç Denetim Mesleki Uygulama Standartları’nı izlediğini ortaya koymuştur. 91 ülkeden 9300’den fazla katılımcının cevaplarıyla katkı yaptığı CBOK çalışması, iç denetçilik mesleği hakkında bugüne değin yapılan en kapsamlı ve küresel ölçekli çalışmadır.            


    

Kurumunuza Değer Katmak
İç denetçiler yönetici kadronun ayrılmaz bir parçasıdır ve risk yönetimi becerileriyle birlikte geniş organizasyon perspektifleri onları etkili kurumsal yönetim için vazgeçilmez ve değerli bir kaynak konumuna yükseltir.

Sonuç olarak, bilgili ve basiretli üst düzey yöneticiler ve yönetim kurulları iç denetçilerinin tavsiyelerine ve danışmanlığına önem verirler ve iç denetçilerin uzmanlıklarını farklı alanlarda tatbik etmeleri her zamankinden daha fazla istenmekte ve beklenmektedir.

Organizasyona geniş kapsamlı değer katmada iç denetimden daha iyi bir kaynak yoktur.    



İşyerinizde farkındalık oluşturun

ü  Çalışanlara dağıtılan maaş bordroları ekinde iç denetim bilinçlendirme ayı hakkında bir mesaj (kurumunuzda iç denetim olarak hedeflerinize hizmet eden ve mesleğimiz ile meslek standartlarımızı tanıtan) verilmesini sağlayın.

ü  Şirketinizde iç denetim bilincini artırmaya yönelik yeni yol ve yöntemler belirlemek için bir beyin fırtınası toplantısı düzenleyin.

ü  Bir “öğle yemeği ve öğrenme” oturumu düzenleyin ve burada  “İç Denetimin Gelişen Önemi ve Rolü” başlıklı bir PowerPoint sunumu hazırlayarak gösterin.

ü  Uluslararası Denetim Bilinçlendirme ilan panoları tasarlayın ve şirketinizin muhtelif yerlerine asın. 

ü  Yukarıda sayılan farkındalık aktivitelerinde TİDE ve IIA kaynaklarından ve aşağıda yer alan “Anahtar Mesajlar” kısımlarından istifade edin.

 





Aşağıda verilen mesajlar, gerek iç denetçilik mesleğinde henüz yeni olanlara, gerekse tecrübe sahibi profesyonellere mesleği tanıtma ve bir kurumun başarısındaki rolünü anlatma noktasında faydalı bilgiler sunmaktadır. 



ANAHTAR MESAJLAR


İç denetim nedir?

İş kültürü, sistemleri ve prosesleri hakkında derin bilgi sahibi profesyoneller tarafından icra edilen iç denetim faaliyetleri, bir kurumda uygulanan iç denetim prosedürlerinin riskleri hafifletme noktasında yeterliliğini, yönetim süreçlerinin verimliliğini ve etkinliğini ve organizasyonel hedef ve amaçların ulaşılabilirliğini güvence altına alır.

Bir kurum neden iç denetime tabi olmalıdır? 

Etkili yönetim uygulamalarında köşetaşı rolü oynayan iç denetim, yönetim kademesi ile yönetim kurulu arasında köprü kurar, kurumda hakim olan etik kültürü ve operasyonların verimliliğini değerlendirir ve kurallara, yönetmeliklere ve genel ideal iş uygulamaları kaidelerine uyumu sağlama noktasında kurumun güvenlik ağı işlevini görür.

İç denetim yöneticisinin hiyerarşik konumu nedir?

Şeffaflığı sağlamak ve çıkar çatışmalarını ve çıkar birliklerini önlemek için, iç denetim faaliyetinin ikili hiyerarşik ilişkisi çerçevesinde yapılmasının en iyi uygulama olduğu görülmüştür. İç denetim yöneticisi; yönlendirme, destek ve idari ilişkilerde yardım etmek için üst yönetici kadrolara ve stratejik yönlendirme, takviye, sorumluluklar, kadro, ücret belirlenmesi ve performans değerlendirmesi için kurumun en üst gözetim ve denetim organına - normalde denetim komitesine – bağlı olmalıdır.

İç denetçi bağımsızlığını ve tarafsızlığını nasıl korur?

BAĞIMSIZLIK: Üst yönetici kadrolarla ve kurumun en üst gözetim ve denetim organıyla ikili hiyerarşik ilişki kurmak suretiyle iç denetim faaliyetinin bağımsızlığı iç denetim yönetmeliğiyle düzenlenmelidir. Daha açık bir ifadeyle, iç denetim yöneticisi, yönlendirme, destek ve idari ilişkilerde yardım etmek için üst yönetici kadrolara ve stratejik yönlendirme, takviye, sorumluluklar, kadro, ücret belirlenmesi ve performans değerlendirmesi için denetim komitesine bağlı olmalıdır. İç denetçiler, gerektiğinde şirket kayıtlarına ve personeline erişebilmeli ve herhangi bir engelle karşılaşmadan uygun araştırma tekniklerini kullanabilmelidir.

TARAFSIZLIK: İç denetçiler, tarafsızlıklarını korumak hedefiyle, denetledikleri alanla hiçbir kişisel veya profesyonel ilişki veya çıkar birliği kurmamalı ve tüm -işlerinde önyargısız ve tarafsız bir kafa yapısını muhafaza etmelidir.             


İç denetim faaliyetiyle denetim komitesi arasındaki uygun ilişki tarzı nedir?
Yönetim kurulu denetim komitesi ile iç denetçiler birbirine bağımlıdırlar ve karşılıklı olarak erişilebilir olmalıdırlar. Bu çerçevede iç denetçiler denetim komitesini objektif görüşleriyle, bilgileriyle, eğitim faaliyetleriyle desteklerken, denetim komitesi de iç denetçilerin faaliyetlerini onaylar ve onlara doğrulama ve gözetim desteği sunar.

İç denetim profesyonellerinin faaliyetlerini yönlendiren standartlar nelerdir?

IIA’nın Mesleki Uygulamalar Çerçevesi’nin bir parçası olarak, Uluslararası İç Denetim Mesleki Uygulama Standartları (Standartlar) iç denetim mesleğinin temel prensiplerini ana hatlarıyla belirler. İç denetim faaliyetinin nasıl icra edileceği noktasında ilgili diğer yönergeler, talimatlar ve düzenlemeler de belirleyici olabilir ve tavsiye edilen makul prosesler hakkında aydınlatıcı bilgiler sağlayabilir.

İç denetim işi ne gibi becerileri ve nasıl bir kadroyu gerektirir?

Verimli bir iç denetim yapısının kurulması ve bu yapının devamlılığı açısından, geniş bir beceri ve uzmanlık yelpazesi ve kendini profesyonel olarak sürekli geliştirme noktaları çok kritik önemdedir. Bu noktada, kurumun faaliyet yürüttüğü sektör ve iç denetim alanında geçerli Standartlar ve en iyi uygulamalar hakkında derinlemesine bilgi sahibi olma; teknik beceri ve uzmanlık; finansal ve operasyonel alanlarda prosesleri uygulama ve geliştirme bilgi ve becerisi; kuvvetli iletişim ve sunum becerileri ve mesleki sertifikasyon, örneğin CIA en temel unsurlardır. Bu noktada özel yeterliliklerin ve becerilerin kurum içinden temin edilemediği noktada eş-kaynaklardan veya dış-kaynaklardan istifade etme yoluna gidilebilir, ancak iç denetim faaliyetinin yönetimi ve sorumluluğu dış-kaynaklara teslim edilemez.